DUYURULAR

lotta-feministanin-arsivlerinin-acilmasi-icin-kampanyaİtalyan otonomist feministlerinden Mariarosa Dalla Costa’nın, başta İtalya’da 70’lerdeki kadın hareketinin önemli...
no-tav-hareketi-yine-saldiri-altinda Kimden: Silvia Federici silvia.federici@hofstra.edu   Lütfen bu bildiriyi imzalayın, olabildiğince...
her-seyi-istiyoruz Vicdanı ve utancı olmayan onursuz insanlar!.. Dini imanı para olmuş patronlar ve köleler! El pençe divan...
otonom-27-sayi-merhaba  Merhaba,Dünyanın bütün dilerini bilseydik… Balıkların, denizlerin; kuşların, gökyüzünün, bulutların;ağaçların,...
Kategori: Politik Felsefe
Gösterim: 4413
Yazdır

Deleuze'de ontolojik bir statü kazanan “fark” ile Levinas’ta Aynı’nın terimlerini sorgulayabilecek etik bir özne olarak konulan “Başka,” felsefe tarihi içinde farka verilen geleneksel anlamlarla karşılaştırıldığında, radikal bir yeniliği ifade eder. Bu iki filozofun ortak paydası, farkı ona atfedilen bütün “göre”li anlamlardan kurtarmak, onu ancak olumsuzlama ya da çelişme yoluyla kendi dışında bir şeye referansla tanımlama yönündeki bütün girişimlerden mesafe almaktır. Bu payda temelinde, Deleuze ve Levinas, “fark”ı ancak bir şeyden farklılık ya da iki şey arasındaki fark olarak kavrayabilen göreli bakış açısının ötesine geçer ve farkı mutlak olarak ve kendinde anlamanın ufkunu açarlar. Fark, göreli ve dışsal bir yoldan bir şeyin bir belirlenimi ya da özelliği olmanın ötesinde, kendi başına bir doğa olarak konulabilir mi? İki filozofla da meşgul olmanın doğurduğu ilk sorulardan biri budur. Düşündürtücü olan, farkı mutlak fark olarak anlamak isteyen Deleuze içkinliğin radikal bir savunusunu geliştirirken, Levinas’ın başkanın indirgenemez dışsallığını olumlamak için tavizsiz bir aşkınlık fikrine yaslanmasıdır. Bu iki konumu karşılaştırmalı olarak daha anlaşılır kılabilmek için, önce içkinliğin ve aşkınlığın Deleuze ve Levinas’taki anlamlarına gitmeliyiz.

Devamını oku...
 
Kategori: Çeviri
Gösterim: 3597
Yazdır

“Sermaye hareket eder” cümlesinin apaçık, sağduyulu yorumu, normal olarak bir yerde olan sermayenin bulunduğu yerden kalkıp başka bir yere hareket ettiğini ima eder. İngiliz sermayesi Afrika’ya ihraç edilir ve orada yatırıma dönüştürülür. Japon sermayesi Japonya’yı terk eder ve Birleşik Devletlere akar. Sermaye esasında durağan olarak anlaşılır, ancak hareket yeteneği vardır. Sermaye bağlanır, ne var ki kendini ayırma yeteneği vardır. Nitekim: bir Alman şirketi olan Volkswagen’in Pueblo’da bir araba fabrikası vardır, ancak biz onun fabrikasını kapatabileceğini ve sermayesini başka bir yere taşıyabileceğini biliriz.

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 3009
Yazdır

Kürt siyasal hareketinin geldiği boyutu anlamada ve anlamlandırma devlet ve sol bir tıkanıklık yaşıyor. Devlet ve modernist sol “ulus devlet” paradigmasını eleştiren ve ret eden ulusal bir siyasal hareketi anlamakta zorluk çekiyor. Modernist sol açısından ezber şudur: “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı

Devamını oku...
 
Kategori: Çeviri
Gösterim: 3284
Yazdır

Filistinli bir ailenin çocuğu olan Shrene Seikaly Beyrut’ta doğdu ve Los Angeles’ta yaşadı. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Lübnan’a geri dönen Seikaly burada mülteci kamplarında yaşayan kadınlarla çalıştı. Daha sonra kâr amacı gütmeyen yerel bir örgütlenme olan Arab Resource Collective’de Çocuk Hakları Programı’nın koordinatörlüğünü yaptı. Seikaly şu an Kahire Amerikan Üniversitesi tarih bölümünde öğretim görevlisi ve kendisinin de kurucularından olduğu Jadaliyya isimli e-derginin yazarlarından biri.

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 4268
Yazdır

Sol geçmişte (ülkemizde ise hâlâ) öncü-parti modelli parti ve iç işleyiş olarak da demokratik merkeziyetçiliğe dayanan dikey örgütlenmeyi tercih etmektedir. Ne dersiniz, merkezi olan bir örgütün demokratikliği olabilir mi? Öncü-parti modeli ezilenlerin derdine deva olabilir mi?
“Evet” veya “hayır” üzerinden yanıtlar vermek her zaman yol açıcı olmuyor, tam tersi haksızlıklar içeren bir indirgeme boyutuyla tıkayıcı ve kilitleyici de olabiliyor.

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 4233
Yazdır

“Bence hala Leninist olunmalı”[1]

F. Guattari

 

Helenistik gelenekte krallar ozan-düşünürlerdi. Tanrısal yasalardaki bilgiyi ozan krallar ifade ederdi. Platon çıktı ve bütün bu geleneği alt üst etti. Ozan kralların yerine Filozof

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 3381
Yazdır

Sonliberters sitesi örgüt/lenme üzerine değişik insanlar ile röportaj düzenledi. Bu röportajların içinde bizim ve Kürşat Kızıltuğ imzalı  bir yazı da bulunmaktadır. Kürşat Kızıltuğ’un röportajın ilk sorusuna vermiş bulunduğu yanıtta, görmüş olduğumuz mantıksal yanlışlıklar ve bunun sonucu oluşan politik yanlış sonuçlara karşı bir yazı yazdık.

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 3280
Yazdır

Merhaba,

“Eğer incelemeye zamanınız olmuşsa, sitemiz sonliberters’i nasıl buluyorsunuz?” son sorunuza yanıt vererek başlamak istiyorum. Her şeyden önce böylesi bir röportaj için bizleri de düşündüğünüz ve soruları yanıtlamamızı istediğiniz için Sonliberters’e teşekkür ederiz.

Sorunuzda “sitemizi incelediyseniz” vurgusu var, “incelemek” sözcüğü bizi size uzak tutuyor;

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Teori
Gösterim: 2270
Yazdır

Hrant’ın arkadaşları! Yürüyüşümüzü hatırlıyor musunuz? Devletsiz, bayraksız ve sınırsız gökyüzünün maviliği altında yürüdük. Yeryüzünü gökyüzü eyledik; sessizdik… Bu toprakların vicdanları, onurları sağduyuları biz Türkler, biz Kürtler, biz Ermeliler biz Lazlar, Araplar;  biz insanlar, biz dünyalılar ve biz dünyanın yerlileri

Devamını oku...