DUYURULAR

lotta-feministanin-arsivlerinin-acilmasi-icin-kampanyaİtalyan otonomist feministlerinden Mariarosa Dalla Costa’nın, başta İtalya’da 70’lerdeki kadın hareketinin önemli...
no-tav-hareketi-yine-saldiri-altinda Kimden: Silvia Federici silvia.federici@hofstra.edu   Lütfen bu bildiriyi imzalayın, olabildiğince...
her-seyi-istiyoruz Vicdanı ve utancı olmayan onursuz insanlar!.. Dini imanı para olmuş patronlar ve köleler! El pençe divan...
otonom-27-sayi-merhaba  Merhaba,Dünyanın bütün dilerini bilseydik… Balıkların, denizlerin; kuşların, gökyüzünün, bulutların;ağaçların,...
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 2787
Yazdır

İtalyan yoldaşlarımızın Gezi süreci üzerine sorularını yanıtladık...

 

İstanbul’daki hareket bir parkın savunulması ile başladı, ama kısa sürede genel sorular ortaya çıkardı. Hareket nasıl başladı? Özellikle hareketin soykütüğünü öğrenmek istiyoruz: önceki mücadeleler ve hareketlenmeler, yeni olan öğeler, katılım biçimleri vs. Bu hareket, önceki direniş biçimlerinin yeniden bileşiminin bir alanını mı, yoksa her şeyden önce politik eylemin yepyeni bir alanını mı ifade ediyor?

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 4345
Yazdır


[i]
Sercan Çalcı ile Hasan Aslan

 

“Hiyerarşi basitçe piramit biçimli değildir; patronun ofisi kulenin tepesinde olduğu kadar koridorun sonundadır.”

Deleuze ile Guattari

 

Intro

Kuleyi asansörle çıkan birisinin hiyerarşiyi yalnızca dikey bir şey olarak düşünmesi kaçınılmaz olmasa da, merdivenden çıkmak zorunda olan diğeri için her bir adımda kendini hissettiren hiyerarşiyi ve iktidarı yataylık, döngüsellik olarak düşünmek zorunludur. Çağımız, bürokratik ve hukuki bir hiyerarşi-iktidar modelinin terk edilerek gündelik hayatta kendi organik-inorganik kaynaklarını bulan yeni bir iktidar teknolojisinin gelişimine tanıklık ediyor.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 2600
Yazdır

geleceği şimdiden kurmak için…

özgürlüğe alan açmak için…

doğrudan demokrasiyi hayata geçirmek için…

otorite karşıtlığını toplumsallaştırmak için…

 

Micropolis, Yunanistan’da Selanik’in ortasında 900 metrekare alana sahip 3 katlı bir binada yer alan bir sosyal merkez. Micro-polis, küçük-kent anlamına geliyor ve bir kentte olması gereken her şey var içinde. Kâr amacı gütmeyen,

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Gençlik ve Üniversiteler
Gösterim: 2605
Yazdır

ODTÜ 50 küsur yıldır yeşerttiği ve Ankara’ya armağan ettiği ormanlık arazisini Ankara Büyükşehir Belediyesinin tecavüzünden korumaya çalışıyordu. AVM’lerle, gökdelenlerle, iş merkezleriyle her yer bir rant alanı haline geldi. ODTÜormanı da bunlardan yalnızca birisi, hem geçen yıllarda ODTÜ’lülerin hükümetin karizmasını çizmesi de bir türlü hazmedilememişti. İşte tüm bunlar üzerine belediye ekipleri yasal sürecin tamamlanmasını bile beklemeden; karşısında pusuya düşürülmesi, sinsice saldırılması gereken bir düşman varmış gibi gecenin bir yarısı çitleri kırarak kampüse girdi.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Gösterim: 2335
Yazdır

1 Haziran 2013… “Vicdan” ve “Onur” çığlığıyla yeni bir siyasal gün yarattı. Bu çığlık, bu toprakların devrimci direniş tarihine sunulan bir onur, bir neşe, bir şenlik, devrime sunulmuş bir hediyedir. 1 Haziran yalnızca bu toprakların vicdanının, onurunun ve adaletinin bir çığlığı değil, dünyanın bir yerlisi olarak küresel direniş şenliğinin bir parçası olmuştur. Şenliğimiz kutlu olsun.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Çeviri
Gösterim: 3535
Yazdır

[i]Ana Cecilia Dinerstein ve Séverine Deneulin

 

Giriş

Kanıtlar büyüme-temelli kalkınma modelinin onurlu bir yaşama doğu ilerlemeye olanak sağlayan bir ortam yaratmadığını göstermektedir. Büyüme ve Kalkınma Komisyonu, 2008’de yayınlanan Büyüme Raporu’nda, başarılı büyüme hikâyelerinin evrensel düzlemde kopyalanarak çoğaltılmasının çevresel olarak yok edici olacağını ve hatta yaşam standartlarında son 200 yıldır süre gelen artışın meydana getirdiği kazanımları ortadan kaldıracağını kabul etmektedir.[ii] Maddi zenginliğin peşinden gitmenin de önemli derecede insani bir maliyeti bulunmaktadır. Son 50 yılı aşan bir süredir

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 2102
Yazdır

1 Haziran, temsil’in politik olanına karşı, ifadenin politik olanıdır. 1 Haziran, zamanın mekanlaştırılarak ölçülmesi olan “olgu” değil, ölçülemez olan tekil sürelerin akışı ve kesişimi olan “olay”dır. 1 Haziran, aklın, öznenin yaşamı nesneleştiren pratiği değil, bedenin, duyguların akışı, bir olay olarak yaşam, fikri olan duygunun bir ifadesi, bir oluş’tur. 1 Haziran, tümelin, temsilin ve öznenin hiyerarşisiyle işleyen çalışan bir ulus, bir halk değil, tekilliğin, bedenin, duyguların, yaşamın bilinç dışı virtüelliğiyle işleyen arzu makinesi çokluktur.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 3127
Yazdır

[i]Türkiye'de bir hayalet dolaşıyor. Siyasi iktidarın ve ekonomik düzenin bütün bir hayatı ve dünyayı baskıcı bir şekilde belirlemesinden rahatsız veya buna direnen insanların bir araya gelme, birlikte çalışma ve örgütlenmesinin hayaleti. Neredeyse bir aydır sokakta olan gençlik, "Artık yeter!" feryatlarıyla ülkenin dört bir yanında sokaklara dökülen halk ve onlarca parkta "Ne yapmalı?" sorusunun sorulduğu ve tartışıldığı halk meclisleri ve forumları bunun bir kanıtı. Siyasi iktidar, polis, medya ve işbirlikçi entelektüeller kol kola girip bu hareketlerin halk düşmanı bir komplonun oyunu olduğu yalanını haykırıyor.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Gösterim: 2991
Yazdır

[i]

Richard Gunn

 

1. Marksizm açısından, sınıfın ne olduğundan çok ne olmadığını söylemek daha kolaydır. Sınıf belirli bir ortaklığa (gelir düzeyleri ya da yaşam tarzları, “gelir kaynakları”[ii], üretim araçlarıyla ilişkileri vs.) sahip bireylerden oluşan bir grup değildir. Örneğin proletarya, “sermayeye karşıt” bir grup olarak tanımlanmaz.[iii] Sınıf, toplumsal manzarada yapısal ya da ilişkisel olarak belirli bir “mekan”a da (bireylerin “işgal ettiği” veyahut bireylerin “araya sokulduğu”[iv] bir mekana) tekabül etmez. Sınıfları, sırasıyla bireylerden oluşan gruplar ya da “mekanlar” olarak ele alan “ampirist” ve “yapısalcı” Marksizmler arasındaki fark, bu bağlamda çok da önemli değildir. Daha uygun bir terim bulunmadığından, sınıfları gruplar veya mekanlar olarak ele alan yaklaşımdan “sosyolojik” sınıf anlayışı olarak bahsedeceğim.

 

Devamını oku...