Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 23 Eylül 2014 Gösterim: 3589
Yazdır

DEVLET BİR SINIF ÜRETME İLİŞKİSİDİR.

İktidar kavramı üzerine düşünmek egemenlik kavramı üzerinden düşünmektir. “iktidar” ve “egemenlik ” kavramları üzerine düşünme bizleri  “politik olan” nedir sorusuna götürmektedir. Genel olarak Sol düşünce “politik olanı” sınıf, iktidar ve egemenlik kavramlarına indirgeyerek sınırlar. Sınıflaşmaya karşı sınıfsızlaşmayı ve komünalizmi politik olanın içinden okumaz. Bu sınırlama içinde “politik olan” sınıfsal ilişkiler, iktidar ve devlettir. Sol düşüncenin kadim krizi politik olanı bu sınırlama içinde hapsetmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bakış açısı “komünizm” kavramını politik olanın dışına çıkartır ve komünizmi, politik olanın içinden düşünülmesini engeller. Doğal olarak politik olanın içinden yalnızca sosyalizm düşünülebilinir.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 11 Ağustos 2014 Gösterim: 3007
Yazdır

“Sol” kavramı bir “bakış açısıdır”. “Bakış açısı” kurucu bir kavramdır ve varlığın, kudretin varoluşuna içkin bir hakikatidir; soyut bir düşünce düzlemi değil somut ve etik-politik bedensel pratik ve değişime içkin, varlıkta kalma gücüdür.

Sol, varlıkta kalma gücü olarak “bakış açısı”nı, yaşamdaki farkları ve farklanmaları okuyabilme ve kendini reforme etme kudretini yitirmiş görünüyor. Modernist Sol, “bakış açısı”nı, “idea”lar ve değişmez, evrensel, mutlak “apriori”ler olarak dondurmuştur. Modernist Sol içkinliği ve deneyimin içinden düşünmeyi terk etmiş; apriori “idea”ları yaşama dayatarak aşkınlaşmıştır. Bu durum sol “akıl”ın bir fetişizmi ve idealizmidir. Sol’un bu fetişizm ve idealizmi üzerine düşünülmesi gerekiyor.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 3188
Yazdır

[i]

Richard Gunn

 

1. Marksizm açısından, sınıfın ne olduğundan çok ne olmadığını söylemek daha kolaydır. Sınıf belirli bir ortaklığa (gelir düzeyleri ya da yaşam tarzları, “gelir kaynakları”[ii], üretim araçlarıyla ilişkileri vs.) sahip bireylerden oluşan bir grup değildir. Örneğin proletarya, “sermayeye karşıt” bir grup olarak tanımlanmaz.[iii] Sınıf, toplumsal manzarada yapısal ya da ilişkisel olarak belirli bir “mekan”a da (bireylerin “işgal ettiği” veyahut bireylerin “araya sokulduğu”[iv] bir mekana) tekabül etmez. Sınıfları, sırasıyla bireylerden oluşan gruplar ya da “mekanlar” olarak ele alan “ampirist” ve “yapısalcı” Marksizmler arasındaki fark, bu bağlamda çok da önemli değildir. Daha uygun bir terim bulunmadığından, sınıfları gruplar veya mekanlar olarak ele alan yaklaşımdan “sosyolojik” sınıf anlayışı olarak bahsedeceğim.

 

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 2484
Yazdır

1 Haziran 2013… “Vicdan” ve “Onur” çığlığıyla yeni bir siyasal gün yarattı. Bu çığlık, bu toprakların devrimci direniş tarihine sunulan bir onur, bir neşe, bir şenlik, devrime sunulmuş bir hediyedir. 1 Haziran yalnızca bu toprakların vicdanının, onurunun ve adaletinin bir çığlığı değil, dünyanın bir yerlisi olarak küresel direniş şenliğinin bir parçası olmuştur. Şenliğimiz kutlu olsun.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 2333
Yazdır

Politik kriz, iki antagonist kavramı birlikte üretiyor: tahakküm ve özgürlük. Kapitalizm aşkınlık düzlemi ve sonsuz bir tahakkümdür. İçkinlik düzlemi özgürlük ise kapitalizm için sonsuz bir kriz pratiğidir. Bu bağlamda tahakküm, özgürlük kavramını diyalektik içinde tutarak işliyor ve çalışıyor. Tahakküm bu nedenle krizin diyalektiğinde kendini olumluyor. Özgürlük politik pratiğini, tahakkümün olumsuzlaması üzerinden kurdukça nihilizmin diyalektiğin içinden çıkamıyor ve böylece tahakkümü reforme ederek yeniden üretiyor.

Devamını oku...