Kategori: Politik Teori
Yayınlanma: 24 Şubat 2012 Gösterim: 3818
Yazdır

Sonliberters sitesi örgüt/lenme üzerine değişik insanlar ile röportaj düzenledi. Bu röportajların içinde bizim ve Kürşat Kızıltuğ imzalı  bir yazı da bulunmaktadır. Kürşat Kızıltuğ’un röportajın ilk sorusuna vermiş bulunduğu yanıtta, görmüş olduğumuz mantıksal yanlışlıklar ve bunun sonucu oluşan politik yanlış sonuçlara karşı bir yazı yazdık.

Site düzenleyici arkadaş, yazarlar arası polemiğin doğru olmayacağını, Kürşat Kızıltuğ’da bunu tercih etmediğini bize bildirdi. Bunu saygıyla karşıladık. Bunun üzerine kendi sitemiz “otonom” yapılma süreci içinde olduğundan yazdığımız yazıyı “otonom yayıncılık” sitesinde yayınlıyoruz.

 

 

 

Kürşat Kızıltuğ’un Mantıksal Yanlışlıkları Üzerine Düşünmek

 

Kürşat çok net söylüyor: örgüt/lenme kavramının içinde iseniz en anarşist, en özgürlükçü bir organizasyon/örgütlenme içinde de olsanız merkeziyetçiliğin ve tahakkümün içindesiniz. Bundan dolayı  “örgüt/lenme” kavramlarının dışında düşünmeliyiz.

İşte problem!

Bana göre sahici problem ile problem çözeyim derken problem yaratmak arasında fark var. Hakiki bir problem olma bağlamında bu sonuçla tartışmaya girmiyorum, benim safım her zaman örgüt kavramının yanında olmuştur. Benim müdahalem ikinci boyutadır. Probleme müdahale edeyim derken kavramların anlamlarını ve özeliklerini birbirine karıştırarak yanlış sonuçlara varma durumu üzerine düşünmektir.

Edebi ya da ajitatif olmayan, fakat felsefi bağlamda “saçma” kavramı üzerinde birkaç şey söylemek istiyorum. “Saçma” bir sonuçtur, nedenleri üzerine düşündüğümde hemen aklıma gelenler şunlardır:

Hem adların anlamlarını ve özelliklerini hem de adlar ile özelliklerini karıştırma,

Kanı üzerinden tanımlama ve farklı anlamlı adları özdeşleştirme,

Ve anlamı bozulmuş adlar ile sonuç inşa etme.

Bu nedenlerden dolayı “saçmalık” bir sonuç olarak ortaya çıkar.

Tamam! Örgüt/lenme kavramını reddedebilirsiniz, eyvallah; yapacak bir şey yok.  Fakat insanların hayatlarını verdiği kavramları “laf” üzerinden “saçma” sonuçlarla anlamsızlaştırmak doğru değil diye düşünüyorum.  Bundan dolayı müdahale etme hakkımı kullanıyorum.

Birincisi, “teşkilat” sözcüğünün anlamı, “örgütlenme” değil, “örgüt” tür. “Örgütlenme”nin karşılığı ise “teşkilatlanma” dır. “Teşkil” ise “şekil alma ya da oluşum”dan çok, “oluşturma”, “ortaya çıkarma”, “meydana getirme”, “örgütleme” anlamlarını ifade ediyor. “Oluş”, “oluşum”un eski Türkçedeki karşılığı, “teşkil”den daha çok “teşekkül”dür. Bu bağlamda “oluş”, “oluşum” ile “oluşturma”, “şekil alma” ile “şekillendirme”, “ortaya çıkma” ile “ortaya çıkarma”, “meydana gelme” ile “meydana getirme” nin arasında ciddi anlam farkı var. Birisi “teşekkül”, diğeri “teşkil”dir.  Kürşat, “teşkil” ile “teşekkül” sözcüklerinin anlamlarını karıştırmaktadır. Buradan yola çıkarak, varlığın kendinde oluş hali bağlamında “teşkil” sözcüğünü olumlamaktadır; oysa olumladığı “teşekkül” sözcüğüdür. Kanıya göre oluşturulan anlam, yanlış sonuçlara varmamıza neden olmaktadır. Kürşat’ın kafasındaki “teşkil” ile “teşkil”in kendisi arasında dağlar kadar anlam farkı var. Sözlüğe mi bakacağız yoksa Kürşat’ın kanılarına mı? Sanırım Kürşat a göre sözlük yanlış! Hayır! TDK’ya bakmamış, Türkçedeki anlam farklarını hiç görmemiş, bunu bilmeden, anlamadan yalnızca İngilizce-Türkçe sözlüğe bakmış; çünkü örgüt/örgütlenme kavramlarını “organizasyon”la, özdeşleştirmek zorunda yoksa varmak istediği “örgüt/örgütlenme” kavramının reddine varamaz.  bunu yaparken eski  Türkçe “teşkil” sözcüğünü  “tertip” sözcüğünün anlamıyla karıştırmış.  Kürşat’a göre, “düzen/leme” eşittir “örgüt/lenme” olmuş. Bu sonuca göre ortaya çıkan durum şudur: teşkil sözcüğünün anlamı teşekkül olmuş, tertip sözcüğü de örgüt/lenme olunca, bizim örgüt/lenme sözcüğünün eski Türkçe anlamı yok olmuş. Kürşata göre örgüt/lenme sözcüğünün eski Türkçe karşılığı yok; tek karşılığı İngilizce, o da Türkçeleşmiş karşılığı organizasyon. Kürşat’a sorum şudur: örgüt/lenme sözcüğünün eski Türkçe karşılığı nedir?

İkincisi, “örgütlenme” ile “organizasyon” kavramları Türkçeye göre aynı anlama gelebilecek ya da getirilebilecek sözcükler değildir. Fakat Kürşat getirmiş. Çünkü İngilizceye göre düşünmektedir. Aynı anlama gelmediklerini görmek için TDK sözlüğüne bakmak yeterlidir. Organizasyon sözcüğünün karşılığı “düzen” köklü “düzenleme”den gelir. Eski Türkçe anlamı “tertip”ten gelir. “Düzen, düzenleme”, “uyum, uyumlaştırma”, “nizam, nizamlaştırma”, “sistem, sistemleştirme” anlamındadır. Eğer siz “örgüt” ve “örgütlenme”yi, “düzen” ve “düzenleme”yle karıştırırsanız, yani “organizasyon” ile karıştırırsanız “teşkil” ile “tertip”i aynılaştırıp yine bir “saçma”lıkla karşı karşıya kalırsınız. “Organizasyon”, “örgüt” ve “örgütlenme” kavramları ile özdeş değildir; organizasyon, yani “düzen/leme”, “örgüt/lenme” kavramının bir özelliğidir. Bu farkı anlamadığımızda kavram ile kavramın özelliği birbirine karışmaktadır. “Organları” ya da bireyleri sistemleştirilmiş, nizamlaştırılmış, düzenleştirilmiş bir örgütte işlevlendirdiğiniz zaman, örgüt, istediği kadar demokratik olsun öznellik oluşmadığından dolayı bürokratiktir, anlamsızdır. Fakat “organizasyon”, “düzen/tertip” sözcüğü; “teşkil”,  “örgüt/lenme” sözcükleriyle aynı anlamda değildir.

Özetlersek “teşkil”, “teşekkül” ve “tertip” sözcükleri karmakarışık biçimde önümüzde bulunmaktadır. Çünkü “teşkil”, “teşekkül” ve “tertip” sözcüklerinin İngilizce karşılıklarının hepsinde “organizasyon” vardır. “Organizasyon”dan yol çıkarsak “teşkil”, “teşekkül” ve “tertip” aynı anlama gelir ve ortalık karışır. Doğru olan  “Tertip”, “teşkil” ve “teşekkül”ün anlam farklarından çıkarak “organizasyon” sözcüğünün cümledeki kullanımına göre anlam kazandırmaktır. Kürşat cümledeki kullanıma göre anlam farkını yorumlayacağına “organizasyon” sözcüğünün “düzen/leme” anlamını, yani Türkçedeki “tertip” anlamını “teşkil/at/lanma” anlamıyla özdeşleştirmiştir. Sözcüklerin Türkçedeki anlam farklarını görmezden gelen tam bir oryantalizm! Herhangi bir metni Türkçeye çeviren bir çevirmen için tam bir gaf!

Üçüncü en büyük saçmalık tam bir facia, “organizasyon/organizma” ile “organ” ve “beden” kavramlarını özdeşleştirme “saçma”lığıdır. O zaman  “beden” İle organları organize edilmiş bir bedeni karıştırırsınız. Deleuze’ün “organsız beden” kavramı, organsızlık bağlamında değildir. Kanıdan çıkarak işimize geleni alıp anlamı kaydırırsak yine “saçma” ile karşılaşırız. Say Yayıncılık’tan çıkma “Deleuze Sözlüğü”ne bakarsanız şu cümleyi göreceksiniz: “Organsız beden organlardan ziyade organizma denilen şeye, organların organizasyonuna karşıdır.” Deleuze organa değil, “beden” kavramının bir “organizma” olarak tanımlanmasına karşıdır. Deleuze’ ün “organların organizasyon”unda anlatmak istediği organların “örgüt/lenme” si değil organların sistemlileştirilmesi, nizamlaştırılması, hiyerarşileştirilmesidir; yani düzen altına alınmasıdır. .  Bu bağlamda “organ” ile “organların organizasyonu” farklı şeylerdir. Roma ve ortaçağ düşünce geleneğinde egemenlik, beden üzerinden betimlenirdi. Baş yönetir, kollar ve bacaklar uygulardı, organlar hiyerarşik bir “düzen” içinde “organize” edilmişti. Organsız beden kavramı aynı zamanda bu düşünme tarzına ve bu hiyerarşiye ya da organizasyona bir müdahaledir.

Bu saçmalıklar sonucu varacağınız yer,  “örgüt/lenme” kavramlarını “organsız beden” kavramının karşısına koymak olacaktır. Kavramı özelliğinin karşısına konumlandırmak mantıkta saçmalıktır. Oysa organsız beden, “örgüt” kavramının bir özeliğidir; aynen organizasyon “örgüt” kavramının bir özelliği olduğu gibi. Organizasyonlu, sistemli, nizamlı bir örgüt/ beden ile sistemsiz, nizamsız fakat çok merkezli, kolektif, yeğinliksel, düzeyler ve eşikler çizen bir beden/örgüt arasında sınıfsal bir antagonizma vardır. Örgüt kavramı organizmayı ve organizasyonu değil, “beden” kavramını ifade eder. Bedenin olduğu yerde örgüt vardır.

Şimdilik ilk soruya verilen yanıtta gördüklerim bu yanlış sonuçlardır.

 

28/12/2011

Cengiz Baysoy