Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 3386
Yazdır

Ulus abi, Deleuze’ün monografileri üzerine düşünürken iki noktanın önemini işaret etmiştir. Birincisi, Deleuze’ün monografilerinde yer alan filozofların ölü değil, yaşayan filozoflar olduğu; ikincisi ise Deleuze’ün yapıtlarının “monografiler” ve “kendi felsefesini kurduğu” kitaplar olarak ayrıştırılmasının doğru olmadığı üzerinedir. Ulus abi’nin öne çıkardığı bu anlamlı iki noktayı ifade edip Ulus abi’yi yâd ettikten sonra sohbetimize devam edelim.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 3112
Yazdır

Modern felsefenin kendiden önceki gelenekten seküler temeliyle ayrıldığı söylenir. Bu sekülerleşmenin ardında yatan, bir teoloji karşıtlığının da ötesinde, bu dünyanın anlamının kuruluşunun ister ontolojik isterse epistemolojik seküler bir tarihi olduğu fikridir. Başka bir deyişle varlığın üretimini ve yeniden üretimini anlamlandırmamızı mümkün kılan nedensellikler bu dünyadadır, ama daha da önemlisi bu nedensellikler bizzat etkinlik halindedir. Bu nedensellikleri tarihsel kılan ve ontolojik ya da epistemolojik bir kuruluş içinde düşünebilmeyi mümkün kılan, 

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 5515
Yazdır

20. yüzyıl düşünce dünyasına damgasını vuran filozoflardan biri de Deleuze’dür. Felsefeden, sinemaya, sosyolojiden psikolojiye yayılan geniş bir yelpazede eserler vermiş, bu alanlarda yeni bir kapı açmıştır. Deleuze’ün ünlü olmasıyla birlikte onun yorumladığı, okuduğu filozoflar da yakın zamanda tekrar okunmaya başlanmıştır.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Yayınlanma: 27 Haziran 2014 Gösterim: 3210
Yazdır

Sermaye doğa, toplum ve teknoloji arasındaki ilişkilere sınıfsal niteliğini veren toplumsal bir üretici güçtür. Kapitalizm altında bu ilişkilerin yapılanışı, sermayenin üretimine ve yeniden üretimine tabidir. Hayatı üreten güçler olarak doğanın ve toplumsal ilişkilerin sermayenin kâr mantığı altında metalaştırılmasının hem önkoşulu hem de sonucu ise, insanın doğa ve topluma yabancılaşmış bir varlık olarak “birey” kavramı altında özneleştirilmesidir. Kapitalizmde birey, insanın doğaya ve toplumsallığa, yani ortak olana içkin kudretleri üzerindeki bir özel mülkiyettir. Bunun da ötesinde, bir parçası olduğu doğayı ve toplumsal ilişkileri metalaştırarak mülkleştiren insan, birey biçimi altında metalaşarak kendisi de bir özel mülkiyet haline gelmiştir. Kapitalizmde emeğin “birey” olarak özneleştirilmesi,

Devamını oku...
 
Kategori: Politik Felsefe
Yayınlanma: 22 Temmuz 2012 Gösterim: 3708
Yazdır

Nevin Ferhat - Kemal Baş         .

Yakın bir tarihte ekonomik krizlerin çarpıntısıyla Marx okunmaya başlanmıştı, hem de hâlâ Marksist olan var mı kahkahalarına rağmen. Avrupa, Amerika, Ortadoğu isyan ve savaşla çalkalanıyor. Özellikle Afrika’nın Akdeniz kıyısından başlayıp neredeyse bütün bir Ön Asya’yı içine alan ayaklanma ve direnişler, dünyaya yayılan yeni bir mücadele dalgasının imkanlarını yarattılar. Ya da Badio’nun da ifade ettiği üzere, kendi icatlarının yaratıcılığıyla bu hareketler birilerinin çok uzun zamandır vaktinin geçtiğini iddia ettiği siyasal ilkelere hayat veriyor ve eski dünyanın güzel günleri geri mi gelecek diye umutlanıyoruz.

Devamını oku...
 

Sayfa 2 / 5