Kategori: Gençlik ve Üniversiteler
Yayınlanma: 03 Eylül 2012 Gösterim: 3789
Yazdır

Sol açısından anlamlandırmakta zorluk çektiğimiz berbat bir tarihsel dönemden geçiyoruz. Bu süreçte “entelektüel rantiyer” adını verebileceğimiz yeni bir figürün sol “piyasa”da modalaştığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Solun en önemli değeri, hukuksal hak üzerinden değil, emeğin hakkı üzerinden konuşma kültürüydü.  Çünkü bu kültürün maddi bir karşılığı vardı, devrimcilik emek isteyen bir işti. Bu emeği içermeyen sözün kıymeti harbiyesi yoktu.  Bir genelleme olarak, artık Sol bu değerini yitirdi. Söz, kelamdan lafa dönüştü.

 

Biz “Starbucks İsgali” üzerine bir eleştiri yazısı kaleme aldık ve yayımladık. Bu eleştirideki muhatabımız, bir eyleme içkin politik nitelikti. Bunun üzerine, (bizim de şahsen tanıdığımız) Umut Kocagöz imzalı bir metin yayımlandı. Bizim yazımızda “otonom”, “marksizm”, “otonomist marksizm” kavramlarının “o”su ve “m”sinin bile geçmemesine rağmen, metnin “didaktik”, “iktidar istenci”, “otonomist marksizmin ‘gerçek’ temsilcisi” gibi “güzelleme”lerle başlaması, bizim açımızdan düşündürücüydü. Şu “didaktik”miş, “iktidar istenci”ymiş, “otonomist marksizmin ‘gerçek’ temsilcisi”ymiş gibi, kudretsizliğin mızmız dillerini terk edin. Bugüne kadar emeğimizle var olduk, emeğimizle var olmaya da inadımız tamdır. Politik varlığımızın kudreti sizi rahatsız ediyorsa, kusura bakmayın, bu rahatsızlığınız devam edecek. Politik varlığımıza karşı yazılmış olan bu metne yanıtımız saklıdır. Bu hakkımızı kullanmayı şimdi uygun bulmuyoruz. Bu yazımız da, bir yanıt yazısı değil, neden yanıt vermediğimizi ifade eden bir yazıdır.

Evet, yeni bir figürün eğilimi türedi: “entelektüel rantiyerizm”. Bize karşı yazılmış metni, emek vermeden, alınlarından bir damla devrimci teri dökmeden, anlaşılmaz uzun yazılar yazarak, verilen emeklerin, dökülen terlerin değerlerinin üstüne çöken ve üzerine çöktüğü bu değerlerle solda ‘piyasa’ yapan ‘entelektüel bir rantiyer’ figürünün kaleme aldığı bir metin olarak görüyoruz.  İşin diğer üzücü yanı, metnin politik dilini kuran bütün kavramların kuruluşunda hiçbir emeğe sahip olunmamasıdır.  Bunların dışında, yanıt vermememizin asıl nedeni, metnin bizleri ihbarcılıkla suçlamasıdır. Eylemin herhangi bir soruşturma ve polis müdahalesiyle bitmediğini, eylemin kendi kudretsizliğinden kaynaklanarak çözülüp çöktüğünü söylememize rağmen, ihbarcılıkla itham edilmemizdir. Bu ithamı asla unutmayacağız. Bir devrimcinin raconunda ihbarcılık suçlaması, bir polemik dili olamaz ve bir ihbarcıya yanıt, metinle verilmez. Bu kadar belden aşağı vurma düzeysizliğinin üreteceği şey, terbiyesizliktir. Böylesi terbiyesiz bir metinle muhatap alınmış olmak, bizim açımızdan bir utançtır. Yanıt vermeyişimiz, bu utancımızın bir özeleştirisidir.

Otonom emekçileri