Kategori: DUYURU
Yayınlanma: 17 Ağustos 2013 Gösterim: 3456
Yazdır

Kimden: Silvia Federici
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Lütfen bu bildiriyi imzalayın, olabildiğince yaygınlaştırın ve Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine geri gönderin.

 

İmzalanır imzalanmaz, bu metni radikal İtalyan gazetesi Il Manifesto ve NO TAV hareketinin web sitelerine göndermeyi amaçlıyoruz. Eğer imzaların toplanmasına yardım ederseniz, hepsinin bana geri gönderilmiş olmasına lütfen dikkat edin. Teşekkürler! Silvia Federici.

 

Yirmi yıldır, kuzeybatı İtalya’nın dağlarında, Torino yakınlarında İtalyan hükümetinin yüksek hızlı tren yolu inşaatı planlarına direnen güçlü bir hareket büyümekte. Çok pahalı ve ekonomik olarak yararsız olan bu inşaat dağ çevresini de kesin olarak yok edecek. Artık tüm Avrupa’da iyi bilinmekte olan NO TAV hareketi, neredeyse her türlü politik çizgiden politikacılar tarafından karalama kampanyalarının nesnesi haline getirilmekle kalmadı, aynı zamanda defalarca polisin ve ordunun saldırılarına maruz kaldı. Yine de Susa Vadisi halkı ve çok sayıdaki destekçilerinin, topraklarına ve yaşamlarına yapılan bu saldırılara direnmekteki kararlılığı o kadar güçlüydü ki şimdiye kadar gerçek bir inşaat yapılamadı ve projeden sorumlu şirketlerin başarabildiği tek şey, yerel nüfusa ait binlerce akrelik araziyi dikenli teller ve polislerle çevirmek oldu.

 

Şu an AB düzeyinde bile yüksek hızlı tren yolları inşaatı genellikle gereksiz görülüyor. Hatta bazı katılımcı ülkeler projeden çoktan geri çekildiler. Buna rağmen, İtalyan hükümeti Susa Vadisi’ni tamamen askerileştirmek yoluyla, TAV trenlerine direnişe karşı saldırılarını daha da yoğunlaştırdı. 40'lı yıllarda Faşizme ve Nazizme karşı partizan direnişin merkezi olan, Fransa sınırı yakınlarındaki bu güzel, tarihi vadinin köylülerinin defalarca duyurmaya çalıştıkları gibi, TAV’ın sonuçlarına her gün katlanmak zorunda olacak olan vadi sakinlerinin meşru protestolarını ideolojik ve fiziksel olarak bastırmak için hiçbir çabadan kaçınılmadı. Susa Vadisi toprakları biber gazı ile çoktan yıkandı. Çok sayıda kişi tutuklandı, yaralandı ve hükümetin, vadi halkı için yıkıcı sonuçlarına bakmaksızın bu işi tamamlamaktaki korkunç kararlılığı yüzünden hayatını kaybedenler bile oldu. Şimdi NO TAV hareketine karşı, çevremizin sistematik yıkımının ve insanların en temel ihtiyaç ve isteklerinin çiğnenmesinin, hepimizi etkileyen ve hiçbirimizin müsamaha gösteremeyeceği bir suç olduğuna inanan İtalya içinden ve dışından herkesin açık bir tepki vermesi gereken yeni bir şiddetli saldırı başlatılıyor.

29 Temmuz Pazartesi sabahı DIGOS –polis teşkilatının siyasi şubesi- Torino ve Susa Vadisi’ndeki düzinelerce eve baskın yaptı. On iki yoldaşımız, vadi toprağının dikenli telli çitlerle çevrilmesini protesto etmeleriyle ilişkilendirilmek üzere, suç teşkil eden malzemeler bulmak için arama yapmak isteyen ajanlara evlerini açmaya zorlandı. Patlayıcı malzeme ve kesici aletler bulmaları istenen polisler, hayal kırıklığına uğradılar, ama aramanın açıkça görülebilen gerçek hedefine uygun olarak, bulabildikleri tüm görsel-işitsel malzemeye ve haberleşme araçlarına el koydular. Baskına uğrayan aktivistlerden biri durumu şöyle ifade ediyor: “Silahlar için geldiler, telefon ve bilgisayarlarla gittiler.”

 

La Credenza restoranı da baskına uğrayan yerlerden biriydi. İtalyancada hem “inanç” hem de “mutfak” anlamına gelen La Credenza, işçi sendikaları ve politik derneklerin de bulunduğu Susa Vadisi’nde No TAV için toplanılan, toplantılar yapılan halka açık bir yer. Burada insanlar her gün birlikte bir şeyler yemek ve bir bardak şarap içmenin yanı sıra, çoğu mücadele ile ilgili olan güncel olayları tartışmak için toplanıyorlar. NO TAV mücadelesinin kalbi olan Bussoleno’ya gitmekte olan herkes, yerli halkla konuşma şansı yakalayabilmek, güncel gelişmeleri öğrenmek ve şahane bir akşam yemeği yemek için mutlaka buraya uğrar. Fakat yargıçlar, baskının gerekçesi yapılan “terörist ve yıkıcı amaçlarla saldırılara” katılma suçlamalarını desteklemek için, burayı bir komplo yeri olarak göstermeye çalışıyor.

 

Susa Vadisi’nde bulunan veya TAV’a karşı çıkan vadi insanlarının protestolarının uzun tarihini takip etmiş herhangi biri, bu suçlamaların korkunç bir yalan olduğunu ve kurbanları suçlular haline getirmenin klasik bir örneği olduğunu çok iyi biliyor. Beklendiği üzere,  gösterilen “kanıtlar” özellikle üretildi.

 

Basılan evlerin birinde üzeri marker kalemle işaretlenmiş olan bir harita bulundu. Burada yaşayan genç kadın, hareketin hukuk ekibinin bir üyesiydi ve bu harita daha önce hareketin bazı üyelerinin davalarında savunma için sunulan belgelerin bir parçasıydı. Haritanın üzerinde, 2011’de polisin birçok insana gaddarca saldırdığı yerler işaretlenmişti. Fakat müfettişlere göre harita, askeri olarak örgütlü bir gerilla hareketinin varlığını kanıtlıyor.

 

Benzer şekilde, büyük olasılıkla şantiye alanında bulunan bira şişeleri de molotof kokteyline kanıt olarak sunuldu. İçlerinde biradan başka bir şey olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadı. Siyah Tişörtlere de el konuldu, bunların ne kanıtlayabileceklerini hayal etmek bile zor. Fakat yargıçların baskına uğrayanların, “terörist amaçlı saldırı” şüphelileri olarak soruşturulduklarını belirtmelerinden bu polis operasyonunun ne anlama geldiği kolayca anlaşılabiliyor.

 

Özetle bu yeni operasyonun amacı, hareketi yasal yolları ve medyayı kullanarak terörist bir hareket olarak göstermek ve böylece üzerindeki baskıları arttırmak. Bu hamle açıkça hareketin destekçilerini korkutmak, kamuoyunu Susa Vadisi halkının aleyhine kışkırtmak ve devletin onlara karşı uygulayacağı her türlü şiddeti meşrulaştırmak için yapıldı.

 

Bu operasyonun başarılı olabileceğini düşünmüyoruz. Susa Vadisi halkı faşistlerle savaştı, Nazilerle savaştı ve yirmi yıldır İtalyan hükümetinin, üzerinden zaten bir sürü tren yolu geçirdikleri ve yakın zamanda bir otoyol inşa ettikleri dağlarını yıkıma uğratma girişimlerini geri püskürtebildi. Fakat hükümetin bu hareketi ezme kararlılığını hafife almamalıyız. Bu aslında şu anki operasyonun ana hedefini ortaya çıkarıyor. Kapitalist bakış açısından hazırlanmış raporlar bile TAV projesinin ekonomik açıdan bile uygulanabilir olmadığını ortaya koyuyor. O halde binlerce insanın yaşamı üzerinde tepinecek kadar bu projede inat etmek niye? Yoksa İtalyan hükümeti, insanların birleşerek direndiklerinde kazanabileceklerini kabul etmek mi istemiyor? Ya da özel şirketlerin yapacakları kârlar, projenin bütün bir ülkeye yarar sağlayamayacak olmasından, Susa Vadisi halkının katlanmak zorunda kaldığı devasa acılar ve kayıplardan daha mı ağır basıyor?

 

Bugün politika, sürreal bir karaktere sahip. Bugünün düzeni, sadece yalanlar, saptırmalar, en dar özel ekonomik dürtülerle güdümlenen argümanlardan oluşuyor. Fakat baskının kurbanlarına karşı getirilen suçlamaların hayali olması, bizi bunların yol açacağı hasarlar konusunda yanıltmamalı. Her şey bir yana bu saldırılar hareketi, tüm enerjilerini TAV karşıtı mücadeleden, bu saldırıya maruz kalanları savunmaya yöneltmeye zorluyor.

 

Bu yüzden soruşturma altındaki NO TAV aktivistlerini desteklememiz gerek. NO TAV mücadelesi için desteğimizi genişletmeliyiz. İtalyan hükümetine, No TAV aktivistlerine yapılan zulmü ve TAV projesini sonlandırmayı talep eden açık bir mesaj yolluyoruz.

Lütfen bu bildiriyi imzalayalım:

 

İtalyan hükümeti ve yargısından derhal şu adımları atmasını istiyoruz:

 

*No TAV aktivistlerine eziyet etmek için hukukun keyfi kullanımına son verin,

*Evleri basılan on iki kişiye açılan soruşturmaları durdurun,

*Susa Vadisi’ni askerileştirmeye son verin,

*Susa Vadisi halkının meşru protestolarına kulak verin ve daha şimdiden bir sürü insana acılar çektirmiş olan TAV projesinden vazgeçin.

 

İmzalayanlar:

 

George Caffentzis, Emekli Profesör, University of Southern Maine


Silvia Federici, Emekli Profesör, Hofstra University, Hempstead, New York

 

Alexander Anievas, Araştırma görevlisi, Cambridge University, İngiltere

Dr. Dario Azzelini, Johannes Kepler Universität, Linz, Avusturya

Erika Biddle-Stavrakos, York University, Toronto. Kanada

 

Prof. Dusan Bjelic, University of Southern Maine

Werner Bonefeld, University of York, İngiltere

Michaela Brennan, Ann Harbor, ABD

Chris Carlsson, Shaping San Francisco, San Francisco, CA, ABD

Irina Ceric, Osgoode Hall Law School, York University, Toronto

Harry Cleaver, Emekli Profesör, University of Texas, Austin, ABD

William T. Cleaver, Austin, Texas, ABD

Mitchel Cohen, Brooklyn Greens, Green Party Eski Başkanı, WBAI Radio. N.Y., ABD

Laura Corradi, Universita’ della Calabria

Dan Coughlin, New York, ABD

Laurence Cox, National University of Ireland Maynooth, İrlanda

Patrick Cuninghame, Öğretim görevlisi, Universidad Autonoma Metropolitana, Mexico City

Massimo De Angelis, The commoner.uk, Londra, İngiltere

Federico Demaria, Universitat Autònoma de Barcelona, İspanya

Dagmar Diesner, The commoner.uk, Londra, İngiltere

Salvatore di Mauro, editör, Capitalism, Nature and Socialism, ABD

Anna Dohm, Interventionist Left, Almanya

Sara R. Farris, Goldsmiths, University of London

Jim Fleming, Autonomedia, New York

Michael Hardt, Duke Univerity, Durham, North Carolina

Dr David Harvie, University of Leicester, İngiltere

Conrad M. Herold, Ekonomi Bölümü, Hofstra University, Hempstead, N.Y.

Yaiza Hernández Velázquez, CRMEP, Kingston University, Londra

John Holloway, Profesör, Benemérita Universidad Autónoma de Puebla, Mexico

Brian Holmes, sanat ve kültür eleştirmeni, Chicago

Andrej Hunko, Almanya Meclisi milletvekili

Fiona Jeffries, Simon Fraser University, Vancouver, Kanada

Lewanne Jones, Autonomedia, New York. ABD

Nancy Kelley, HIRC of Harvard Law School, Cambridge, Massachussetts

Sabu Khoso, New York. ABD

Peter Linebaugh, Toledo, ABD

Federico Luisetti, University of North Carolina at Chapel Hill, North Carolina

Mari Lukkari, gazeteci, Finlandiya

Caitlin Manning, California State University, Monterey Bay.

Barry Hamilton Maxwell, Cornell University, Ithaca, N.Y., ABD

Massimo Modonesi, Coordinador del Centro de Estudios Sociológicos, Facultad de Ciencias Políticas y Sociales

Universidad Nacional Autónoma de México

Donald Monty Neill, Boston, ABD

John Malamatinas, Cologne-Almanya

Pablo Mendez, University of British Colombia, Vancouver

Cristina Rousseau, Doctoral Candidate, York University, Toronto.

Stevphen Shukaitis, University of Essex, İngiltere

Marina Sitrin, CUNY Graduate Center, N.Y. ABD

Konstantine Stavrakos, çevre avukatı, Toronto

Alberto Toscano, Londra, İngiltere

Kevin Van Meter, Team Colors Collective & University of Minnesota (Lisansüstü), Minneapolis, MN

Chris Vance, Vancouver, Kanada

Dr. Peter Waterman Institute of Social Studies, The Hague (emekli)

John Willshire-Carrera, HIRC of Harvard Law School Cambridge, Massachussetts.