Kategori: DUYURU
Yayınlanma: 04 Haziran 2012 Gösterim: 3306
Yazdır

Özgür Gündem’de iki bölüm olarak yayınlanan “Komünizmin politiği: Spinoza” başlıklı yazımızı Sonliberters sitesine şu mesaj eşliğinde gönderdik: “Murat merhaba,
selamın sabahın yok çoktandır. Bir yanlışımız olduysa bilmek isteriz. Bu yazıyı göndermekte tereddüt ettim. Zorlama olmasın diye. Gündem’de çıkmıştı. Hâlâ tereddütlüyüm. Bilmiyorum, öyle hissediyorum, sezgi işte... Site için anlamlıysa, senin için uygunsa, okey değilse eyvallah. Görüşmek üzere”. Aldığımız yanıt şöyle oldu:

“Selam Cengiz,
Yazıyı gündemde okumuştum. Aslında oradan hemen de alırdım ama (açık konuşmayı severim) Bir önceki “alet çantası” yazısını Mehmet Ali beğenmiş ve siteye alalım demişti, sen de gönderince ben de hemen koydum siteye...Sonra okuyunca kendimce sorun olarak gördüğüm bir şeyle karşılaştım…Abartarak söyleyeyim, özetle, işte bu ülkede otonomist marksizm, Negri,Hardt Guattari, Deleuze okumasını en iyi biz yaptık, çoktandır yapıyoruz, ve onları en iyi biz anladık, başkası bunlar üzerine kelam etmesin...Hani Kıvılcımlı mirasçıları ya da Mahir mirasçıları gibi...Tabi bu benim izlenimim, öyle olmayabilir ve umarım yanılıyorumdur...”

“Devrimci alet çantası: Marksist Deleuze” başlıklı yazı kendi tekilliğimizin tarihini anlatan, bergsonist bir yerden söylersek bizim belleğimiz ve "süre"mizdir; fark ve tekrarımızdır. Bu makale siyasi olarak üstlendiğimiz, “Diyalektik Sınıftır. Komünalist Otonomi II” kitabımızın önsözüdür.
Bu mail üzerine yazdığımız mail ise aşağıdaki gibidir:

“Hiç mütevazilik yapmadan, özetlediğin ‘Bu ülkede otonomist marksizm, Negri, Hardt, Guattari, Deleuze okumasını en iyi biz yaptık, çoktandır yapıyoruz, ve onları en iyi biz anladık, başkası bunlar üzerine kelam etmesin...hani Kıvılcımlı mirasçıları ya da Mahir mirasçıları gibi...’ izlenimin üzerine kendi durumumuzu ifade etmek isterim.
‘En iyisini biz yaparız ve kimse kelam etmesin’ gibi düşünmenin siyasi kişiliğimiz açısından kendimize saygısızlık yapmak olacağını düşünüyorum.
Biz otonomist marksizmin siyasal sorumluluğunun örgütsel olarak üstlenilmesi gerektiğine inanarak 10 yıl önce yola çıkmış insanlarız. Bu bağlamda otonomist marksizm, Deleuze, Negri vb. üzerinde yazımızda belirttiğimiz gibi mülk sahibi değiliz, fakat kelam edenlerin çarpıtmalarına ve saygısızca davranmalarına karşı itiraz etmek, bizim varlık nedenimizdir.
Konunun anlaşılması açısından iki örnek verebilirim: Deleuze’ün Akbank sponsorluğunda ve Akbank kültür merkezinde sunulmasını Deleuze’e bir saygısızlık olarak görüyoruz.
Buradan ‘başkası bunlar üzerine kelam etmesin’ anlaşılıyorsa söyleyecek bir sözümüz yok.
İkincisi: Marx karşısında Deleuze'ü Stirner ile yan yana getirip Deleuze’ün anti-marksist pozisyona getirilmesine de karşı gelmek, ‘Deleuze’ün ben Marksistim” dediğini ve bu hakikatini hatırlatmak, teorik, entelektüel değil bizim politik varlık nedenimizdir.
Üçüncüsü otonomist marksizmi politik bir sorumluluktan çıkarıp entelektüel züppeliğin aleti yapılmasına da aynı nedenlerle itirazımız devam edecektir.
Bu durumda yorum sana ait Murat. Dost ve yoldaş eleştiriler karşısında boynumuz kıldan incedir.
Bunun dışında izlenimlere de saygımız sonsuz, bizim pozisyonumuz bu
Uygun görür yayınlar, uygun görür yayınlamazsın
Hoşça kalın”

Bu mailden sonra bekledik, belki “Komünizmin politiği: Spinoza” yazımız yayınlanır diye, fakat yayınlanmadı. Bu durum bizim için düşündürücüydü. “Komünizmin politiği: Spinoza” yazısı tamamen teorik bir yazıydı. Ve Sonliberters sitesine yakışırdı. Fakat “Devrimci Alet Çantası: Marksist Deleuze” yazısı yüzünden ve bu yazıda Deleuze’ün kendi sözleriyle Marksist olduğunu hatırlattığımız için rahatsız olunmuştu ve “Komunizmin politiği: Spinoza” yazımız yayınlanmamaktaydı.
“Komünizmin politiği: Spinoza” makalesinin içeriğinde siteye ters düşen bir durum yoktu. O zaman ortada çok açık bir durum vardı: Kendi yorumları ile biz yargılanmıştık, özgürlükçü olmamakla suçlanmıştık ve cezalandırılıyorduk! Ortada suçlanan bizdik; aslında olan politik varlığımıza yapılan bir yasaklama ve sansürdü.  Bu durum bizim açımızdan onur kırıcı bir durumdur. Bunun üzerine aşağıdaki maili yazdık ve yazılarımızın çekilmesini istedik.

“Yalnız yaptığınız doğru değil, vicdani değil ve ayıp. Anlaşılan o ki yazıyı yayınlamıyorsun. Gerekçende, önceden söylediğin ‘Yazıyı Gündem’de okumuştum. Aslında oradan hemen de alırdım ama (açık konuşmayı severim)’” almadım oldu.
Yani bizi cezalandırıyorsunuz.
Neden, yani gerekçe ‘İşte bu ülkede otonomist marsizm, Negri,Hardt, Guattari, Deleuze okumasını en iyi biz yaptık, çoktandır yapıyoruz, ve onları en iyi biz anladık, başkası bunlar üzerine kelam etmesin...hani Kıvılcımlı mirasçıları ya da Mahir mirasçıları gibi...Tabi bu benim izlenimim” ve daha sonra ‘niyetim sizi üzmek değil, dışarıdan böyle bir algı oluştuğunu bilmeniz içindi..’ diyorsun.
Biz seni dost, dahası Hatay’dan beri yoldaş biliriz. Bizi cezalandırmanı sana hiç yakıştıramadık Murat. Evet! "Bu ülkede otonomist marsizm, Negri,Hardt, Guattari, Deleuze okumasını en iyi biz yaptık, çoktandır yapıyoruz, ve onları en iyi biz anladık, başkası bunlar üzerine kelam etmesin," bu haksız, önyargılı ve politik dilin ne kadar siyasi bir dil olduğunun farkındayız.
Evet! Bizim emeğimiz var! Kadir kıymet bilmek, bir vefa beklerdik senden. Murat, biz onurlu insanlarız. Bizim kimseye iyi görünmek diye bir derdimiz yok! Biz seninle, sonliberters sitesi’yle dost, dayanışma içinde olalım diye hemhal olduk. Bizi böyle politik önyargılarla cezalandırma mantığı, sırf sen olduğun için bizi üzdü. Yoksa böyle şeylerin olabileceğini biliyoruz.
Anarşisti de Marksisti de aynı. Asıl olan politik hayattır. Sizin yaptığınız bu politik hayatın kuralları... yazık!...
Sitenizden bizi çıkartmanızı rica ediyoruz. Gerekçelendirirseniz sizin açık sözlülüğünüz olur.

Yolunuz açık olsun.”

Takdir, vicdanındır.