28. Sayı

 

Minicik bir devrimin içinden geçtik; iktidar olmayan, kendi iktidarına “hadi oradan lennn!” diyen bir hayatın içinden… Hayata saygıyı öğrendik. Ne özlemişiz bee! Ortak olanın erdemini… Sarıldık, tam bir dünyalıydık! Dünyanın yerlileri olarak unuttuğumuz ortak olanın erdemiyle hasret giderdik. Mutluluğun ıslaklığını gülümseyen gözlerimizde gördük. Devrimin neşesiyle direnişin ağız dolusu kahkahasında dans ettik. Onurluyduk, aşkı ve devrimi hak ettik!

 

Ne de çokmuşuz! Ne kadar yalnızmışız… Neden bu kadar birbirimizi yalnız bırakmışız…

Ne güzelmiş çokluğun içinde birimiz, ikimiz, üçümüz ve binler olmak… Bencilliğin yalnızlığında ne kibirmişiz… Temsilsiz, bir özneye bağlı olmayan ifadenin, farkın çokluğunda kendini mütevazi bulmak ne güzelmiş. Meğer devrim kocaman bir dostlukmuş… Aşk devrimin dostluğuymuş; öğrendik! Dostluğun aşkında refik, refika ve yoldaş olmak… Ne onurlu bir şeymiş devrimci olmak…

Kelamları “laf” yapmışız. Ağızdan kulaklara seslenmişiz. Meğer kelam gönülden konuşmakmış. Devrim gönülden gönüle konuşan muhabbetmiş. Buram buram hissettik. Tamız!... Eksikliğin iktidar istencinden tamlığın arzu istencine geçtik. Tahakkümden dostluk istencinde artık varız. Kudret istenci bir güç, bir iktidar istenci değil artık. Devrimin bir iktidar değişimi bir olumsuzlama olmadığını; tam tersi, bütün dinamikleri içkin değişime uğratan genel zekanın kültürel aşkınlığı olduğunu öğrendik. Hiç kimse eskisi gibi değil; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık.

Devrimin adını külliyatlarda aramanın anlamı yok! Bu topraklarda devrimin fikri olan duygusunu tattık. Tarihmiş!... Batsın sizin egemenlik, fetih tarihiniz, topçu kışlanız, karakollarınız ve yavuz sultanlarınız! İktidar ve özne tarihinizle bu toprakların, bu coğrafyanın ruhunu, neşesini öldürdünüz, onurunu kırdınız. Tarih mi istiyorsunuz? Bu toprakların altında ve üstünde yaşayan onura bakın. Gezi parkının altına, Hilton otellerinizin, rezidanslarınızın, AVM’lerinizin altına bakın. Lice’de yaşayan halka bakın! 1 Haziran devrimine bakın. Onuru ve İktidarınızın korkularını göreceksiniz!

Bu topraklarda devrimin duygusu, adı ve onuru, KARDEŞLİK’tir. Bakmanıza gerek yok tadacak ve göreceksiniz!...

İçindekiler
  • Temsil’e karşı ifade’nin arzu makinesi: çokluk
  • İsyan, neşe, özgürlük
  • Üniversitelerin ontolojisi: tekillik ve çokluk
  • Negri Türkiye’de yaşasaydı Beşiktaşlı olurdu
  • Üçüncü cumhuriyet: demokrasinin ulussuzlaştırılması
  • Meta fetişizmi: ölçünün ötesinde
  • “Sınıf” üzerine notlar
  • Dünyayı ulussuzlaştırma pratiği: Kürt siyasal hareketi
  • Egemenlik teorisindeki geçişler ve dönüşümler: tanrı, özne, devlet
  • Hiyerarşik düşünme ve içkinlik düzlemi
  • Direnişe destek var!
  • Yörüngesinde Boğaziçi’nin

 

Otonom’un yeni sayısını bulabileceğiniz kitabevleri:

 

İSTANBUL

Beyoğlu:

  • Pandora Kitabevi
  • Mephisto Kitabevi
  • Robinson Crusoe Kitabevi
  • Semerkant Kitabevi
  • Ana Kitabevi
  • Otonom Yayıncılık

Cağaloğlu:

  • Yeni Zamanlar Dağıtım

Kadıköy:

  • Mephisto Kitabevi
  • Seyhan Kitabevi
  • Parmak İzi Sahaf

ANKARA

  • Dost Kitabevi
  • Turhan Kitabevi
  • İlhanilhan Kitabevi

İZMİR

  • Yakın Kitabevi

 

 

Read 5901 times Last modified on Pazar, 08 Haziran 2014 10:48
More in this category: « 27. Sayı 29. Sayı »